Anasayfa Markalar Kategoriler Hakkımızda Önemli Bilgiler İletişim
 

Ürün Kategorileri

Motosiklet Modelinize Göre Ürünler
Sw-Motech 2011 Kataloğunu indirmek için lütfen tıklayın...

Hazırlıklar:
Dunya genelindeki malum ekonomik degisimlerle birlikte, bes yildan fazla bir suredir calistigim isimden Ocak ayi sonu itibari ile cikarilmis kendi kendime Cape Town, Guney Afrika hayalleri kuruyordum...2005 Katmandu seyahatimizden donerken Koray ile konusmaya baslamistik motosikletle Guney Afrika turunu...5 yillik bir aradan sonra 2010 gibi gideriz demistik...ta ki 2009 Subat ayindaki motosiklet fuarinda Levent KALPAKCI (Ruzgar Esmez Levent) ile Ralli Alistirmalari ve sonrasina Latin Amerika hakkinda sohbete baslayana kadar; ah Levent ahh!



Uzun suredir is sebebi ile yurt disinda bulunan esinin Turkiye ye dondugu gunun ertesinde, 1 Mart Pazar gunu, israrlarima daha fazla dayanamayip cay icmeye bana geldi Levent. Koray la birlikte heyacanla dinledik, sorduk, haritaya bakip guney yarim kuredeki hava sartlarindan konustuk. Gunun sonuna dogru rota ve zamanlama genel hatlari ile ortaya cikti.

Gidiyorum! Amerika dan motosikletimi alip Orta ve Guney Amerika turuna basliyorum...Hazirliklar biter bitmez...

Koray Özden'in mesajı:

YAPTIN YINE YAPACAGINI SAVAS !
Çarşamba, Nisan 1, 2009, 06:51

Kuzenim sana bu sefer yol arkadasligi edemiyorum, bari en azindan havaalanina kadar eslik ediyim dedim, ettim etmesine de gonlum sanki seninle aynı ucaga bindi...Vallahi sahane bir olay yapiyorsun, ne diyebilirim, bu sefer motosiklet selesi yerine evde kanepede oturup seni izliyecegiz artık. Su an Fankfurt ucagindan inip Los Angeles ucagina binmek uzeresin hesabima gore. En uzun 1 Nisan sakasi bu olsa gerek. Gunesi bugun gec batiracaksin seyahatin ilk gunu olarak, eh sana da bu yakisir zaten.

Muhtesem ve uzun soluklu bir macera seni bekliyor, tadini cikar sindire sindire, acele etme, bol bol yolbizibekler.com cikartmalarini yapistir, kendine cok iyi bak daha lazimsin bana ve mumkunse gec gel...Karakacani da merak etme ona iyi bakacagim...ehe

Not: Gun batimi guzel yerlerde bir tek de benim icin atmayi unutma...

Koray Özden

YOLCULUK BASLADI

Ocak sonunda isten cikarildim.

Subat ve Mart hazirliklari tamamlamakla ruzgar gibi gecti.

Su anda Amerika da California Los Angeles deyim.

Buradan alacagim motosikletle onumuzdeki aylarda yolda olacagim; Amerika, Meksika, Belize (belki Kuba, Jamaika, Haiti, Dominik Cumhuriyeti), Honduras, Guatemala, Nikaragua, El Salvador, Kosta Rika, Panama, Kolombiya, Venezuella, Ekvator Ginesi, Bolivya, Peru, Paraguay, Sili, Uruguay, Brezilya, Arjantin...

0 HAYATIMIN EN UZUN GUNU 1 Nisan 2009
Perşembe, Nisan 2, 2009, 06:59

Yaklasik 1 yil surecek bir seyahate cikiyorsunuz ve yaniniza alabilacekleriniz icin sadece iki motosiklet yan cantaniz var. Yaniniza neler alirsiniz? Karar vermek icin neleri alacaginizi degil neleri alamayacaginiza bakmaniz gerekiyor...Bunu yapmak icin bir onceki gun aksam 7 de hazirliklara basladim ancak cantalari kapattigimda saat sabah 1 e gelmisti. Istanbul dan Frankfurt oradan Los Angeles ucagi ve 11 saat 40 dakikalik bir ucusla LA. ye varis. Ucakta 2 defa ogle yemegi servisi yapildi, daha dogrusu iki servis arasinda zaman olsa da Dunya nin donus yonune ters ilerledigimiz icin yerel saate gore cok yakin zamanlarda yemek yemis gibi olduk....1 Nisan bir turlu bitmedi, hatta su anda burada hala 1 Nisan. Biraz once Evren ve Erdem ile aksam yemegimizi yedik.



Evren ve Erdem grafik tasarim yapiyor. Calistiklari sirkette film afis/poster tasarimi yapiyorlar. Hollywood filmlerinin pekcoguna afis yapan bir firma. Kendilerinin tasarimlari arasinda Allien vs Predator, Nip/Tuck, Incredible Hulk, Path Finder... da var. Evren in yemeklerinin lezzeti neredeyse annemin yemeklerine yakin.

Erdem ile onumuzdeki hafta basinda, bana bir motosiklet alir almaz, LA den 10-15 gunluk bir seyahat ile New York a gidecegiz. Erdem motosikletini hava kargo ile Ingiltere ye yollayip oradan Avrupa yi gecip Slovenya, Hirvatistan, Bosna Hersek, Karadag, Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan ve Turkiye uzerinden Gurcistan, Azerbaycan, Ozbekistan, Kirgizistan, Kazakistan, Rusya, Mogolistan ve Guney Kore yapip 6 ayda Dunya cevresini dolasacak ( www.blog.erdemyucel.com ). Burada hala 1 Nisan!

1 TANISTIRAYIM YENI MOTOSIKLETIM MARIPOSA
Cuma, Nisan 3, 2009, 09:40

Izmir gevrekleri ile guzel bir sabah kahvaltisi ile basladigimiz gun gercekten cok guzel gecti. Amerika da yok yokmus gercekten, binlerce km (alismak icin mil demem daha iyi olur aslinda) uzakta olmamiz simit yemeyecegimiz anlamina gelmiyor tabiki. Erdem in arkadaslarindan Bintug da geldi kahvaltiya, tanistiktan yaklasik 1 saat 37 dakika sonra onun KTM 990 ile LA sokaklarindaydim. Geldigimin ikinci gununde bildigim bir motosikle bambaska bir ulkede trafikte olmak ilginc bir duygu. Bintug un motosikletini servise goturduk. Pazartesi sabah erkenden LA (Los Angeles) den NY (New York) a dogru yola cikacagiz, Bintug da 5-7 gun kadar bize eslik edecek daha sonra donecek. Servis ten sonra bir kac motosiklet bayisine gittik, sifir ve 2. el motosikletlere baktik ve kesin kararimi verdim, bu seyahate Kawasaki nin KLR650 modeli ile cikmak en uygunu olacak. Bir onceki aksam Craiglist ten birkac 2.el motosiklet bulup mail gondermistim adaylardan biri de 2008 model 1035milde rodaji tamamlanmis ilk bakim ve kontrolleri yapilmis, test edilmis, garantisi hala devam eden, hic islanmamis (yazismalarimizda Scott un tarif edisi bu sekildeydi) biriydi. Hersey cok yolunda gitti, Bintug un da yardimiyla abartmiyorum 3 dakika icerisinde satinalmaya karar verdim. Burada arac satinalmak cok kolay ve kisa: parayi veriyorsunuz aracin sahibi title denen belgeyi imzaliyor ve bir parcasini DMV ye gondermek uzere koparip kendi aliyor ve arac sizin! Saticinin guvenilirligi ile ilgili en ufak bir suphemiz yoktu, Scott polis memuru cikti!


Motosikletimin adini Mariposa koydum, Ispanyolca hocam Elvin in serefine!

Aksesuarlar ve diger hazirliklari onumuzdeki gunlerde tamamlayip Pazar gunu Erdem in veda partisine katilip Pazartesi Dogu ya dogru yola cikiyoruz...

Bu arada Pasifik okyanusunun kokusunu duydum ama henuz goremedim!

4 - PASIFIK OKYANUSU NA VEDA
Pazartesi, Nisan 6, 2009, 07:15

California plakali bir motosikletimin olacagini hayatta tahmin etmezdim, inanmazdim. Hafta icinde biraz fazla masraf yaparak motosikleti tam olarak uzerime almak icin islemlerini yaptirdim, sadece sigorta kaldi onu da yarin sabah yola cikmadan yaptiracagim.



Hersey tamam yola cikmak icin ama yanimda getirdigim yan cantalarimi motosiklet uzerine takmak icin gerekli baglanti demirleri hala elime gecmedi. $170 lik parca icin $140 acele kargo ucreti odememe ragmen parcalari hala alamadim. Yarin sabah erkenden arayip paketi Las Vegas a yonlendirmelerini isteyecegiz, biz de burada ogleye dogru cikip Sali ogleden sonra baglanti demirleri ile Las Vegas ta bulusacagiz. Cantalardan birini Bintug un birini benim motosikletime gergilerle bir sekilde baglayip oraya kadar idare edecegiz.

Yarin aksam Mojave colu, Sali aksam Las Vegas da, Carsamba Grand Canyon, Persembe Monument Valley, Cuma Colorado Selaleleri...



Bugun ogleden sonra Erdem in veda partisi vardi. Yakin arkadaslarini davet etmis, misafiri ve kisa sureligine yol arkadasi olarak ben de katildim. Yenildi, icildi, seyahat, yasamak vb. konularda sohbetler edildi, yeni insanlarla tanisildi, fotograflar cekildi ve partinin en onemli olayi Erdem 5 yildir uzattigi saclarini arkadaslarina kestirdi!



Los Angeles deki 4. gunumde Pasifik okyanusunu gorme sansim oldu Bintug un sayesinde. Venice beach de hizli bir tur ve okyanus kokusu...



Sevgili Evren-Erdem, Azra-Bintug...misafirperverliginiz, yardimlariniz ve varliginiz icin tesekkur ederim!

8 - 3 GUNDE 5 EYALET
Cuma, Nisan 10, 2009, 07:16

Erdem in son hazirliklara ince ayarlar yapmasi, benim sigorta, canta demirleri derken Pazartesi LA den cikamadik. Pazartesi sabah kargoyu Las Vegas a yonlendirmek icin gorusurken paket geldi. Demirleri takip, cantalari kapatip Sali sabah 07:27 de yola ciktik. California dan cikip Nevada, Utah, Arizona uzerinden 1093 mil sonra bu aksam Coloradoya vardik.




Los Angeles da sabah kahvesi sonrasi yola haziriz.

Ogle yemegi Las Vegas da, aksam ise Grand Kanyon un kuzeyindeki kampimizda Erdem in makarnasi ve ispanak!





Monument Vadisi, Kovboy filmlerinin meshur sahnelerinden.


Bir sonraki gunun plani...


Bintug dusunceli...Borga yi ozlemeye basladi sanirim.


Saatlerce soguktan sonra sominenin basinda

Asagidaki link Erdem in SPOT (uydu ile haberlesen bir cihaz sayesinde dijital harita uzerinde gercek zamanli olarak konumu gosteren uygulama) adresine ait. Birlikte oldugumuz surece guzargahi buradan izleyebilirsiniz.

http://share.findmespot.com/shared/faces/viewspots.jsp?glId=0jkTzdxq81sx8mBgOrAlIU9dQQpxHDJyj

Colorado ya dogru hava oldukca sogudu. Yolda kar yok ama gectimiz yerlerde yol kenarlari ve tepeler kar icinde. Elcik isitmalarini takmaya zaman bulamadim daha, keske takmis olsaydim.

Yarin sabah kahvaltisindan sonra Bintug bizden ayrilip LA a geri donuyor, Erdem ile birlikte doguya surmeye devam ediyoruz.

9 - AMERIKA DA MOTOSIKLET KULLANMAK
Cumartesi, Nisan 11, 2009, 05:08

Daha kac gun oldu, ne kadar yol yaptin da ne anlatiyorsun diyeceksiniz belki…trafik ve Amerika insani ile ilgili kisa birkac gozlemimi paylasmak istiyorum.



Amerika da motosiklet kullanmak ozellikle Turkiye ile karsilastirildiginda son derece guvenli, keyifli ve rahat. Sanirim burada trafikteki araclarin kornalarini ve sellektorlerini (hani su uzun farlari hizli hizli acip kapama vardir ya, hic bir anlama gelmez ama sik sik da kullanilir) sokmusler. 9 gun oldu buradayim ve hergun kisa da olsa trafige ciktim, hicbir kimsenin herhangi bir nedenle birisine korna caldigini yada trafikte arka tekerleginin dibine kadar gelip uzun farlarini yaktigini gormedim.
Bazi otoyollarda (Interstate ve Highway lerde) en sol seridi Car Pool diye adlandirmislar ve buraya motosikletler dahil olmak uzere yerine gore icinde 2 yada 3 kisi olan araclar kullanabiliyor. Yani icinde 2 kisi olan otomobil icinde 1 kisi olana gore oncelikli oluyor!
Kuzey-Guney, Dogu-Bati gibi yonleri cok sik ve hemen hemen her yerde kullaniyorlar. Tek numarali otoyollar Kuzey-Guney yonunde, cift numaralilar ise Dogu-Bati yonunde olan yollar.
Otoyollarin bazilarinda yolun zemini Almanya daki gibi beton.
Motosikletler burada ciddi ciddi aractan sayiliyor, kocaman kamyonlar bile yeri geldiginde hakkiniz olan yolu size vermek icin duruyor. Turkiye de ozlemini cektigim seylerden biridir bu. Kaldirima yada birseylerin arasina arkasina park etmenize gerek yok. Tam ve resit bir arac gibi motosikletinizi otomobiller icin ayrilmis park yerlerine hem de tam ortasina cekebiliyorsunuz.
Dag tas otomobil dolu. Arac sayisini bilmiyorum ama cok fazla. Buna ragmen trafik son derece akici. Nerde canim Istanbul un sabah ve aksam saatleri kopru trafigi...
Trafikte hemen hemen herkes kurallara uyuyor. Trafik isiklari, kavsaklar, yaya gecisleri, park yerleri, vb. hepsinde tikir tikir isliyor sistem kurallara gore.
Buyuk araclari seviyorlar anladigim kadariyla, cift kabinli kamyonetler cok revacta. Cogunun arkasinda romork var acayip seyler tasiyorlar: tekne, kar motoru, jet ski, otomobil, off road araclari, motosiklet...Bir de karavanlar var, yine oldukca buyuk ve arkalarina otomobillerini de baglamis cekiyorlar. Yanlis anlamadiniz araba karavani degil karavan arabayi cekiyor! Ilk firsatta bir fotografini cekecegim. Dogayi ve doga sporlari cok seviliyor ve yapiliyor. Koy diyebilecegim kucuk yerlesim yerlerinde bile evlerin bahcelerinde romorklar uzerinde jetski ler var.
Amerikalilarin bu kadar sempatik ve sohbet sever olduklarini bilmezdim. Hemen selam verip soruyorlar nerden geliyorsun nereye gidiyorsun. guler yuzlu ve sicak kanlilar.
Bu aksam North Platte, Nebraska dayiz. Sabah Eagle da Bintug bizden ayrilip donus yoluna gecti, bizden hizli cikti ilk gunde 500mil yol almis.
Hava soguk ve sogumaya devam ediyor, sabah erken kalkip elcik isitmalarini takacagim, yoksa ellerim donacak!



Colorada Rocky daglari karli ve soguktu

15 - ARTIK BURADAN DAHA KUZEYE CIKMAM
Perşembe, Nisan 16, 2009, 18:59

6 gunde California, Nevada, Utah, Arizona, Colorado, Nebraska ve Iowa eyaletlerinden gecerek yaklasik 2100mil sonra Madison,Wisconsin e vardik. Yagmur yada kar yagisina yakalanmadik ancak Colorado dan sonra gercekten iyi soguk yedik. 7 yildir burada yasayan ablam Esra yi ilk ziyaretim Erdem ile birlikte olacakmis(!)



Bizim sokaklarimizda nasil kedi kopek bolca ve heryerde gorulebiliyorsa burada da her yerde sincaplar karsiniza cikiyor. Iowa da yol kenarlarinda surekli uyari tabelalari vardi geyikler icin. Yola devam ettikce tabelalar siklasti ve yol kenarlarinda olmus geyikler gormeye basladik. Ogle yemegi icin durdugumuz yerde de en az on defa tekrar etmislerdi geyiklere dikkat edin diye. Motosikletle otoyolda giderken karsidan karsiya gecmeye calisan bir geyikle bulustugunuzu dusunsenize!

Bir hafta on gun kadar daha buradayim, bazi eksiklerimi tamamlayip Mexico ya nereden giris yapacagima karar verip rotami belirleyecegim.



Erdem Sali gunu kendi yoluna devam etmek icin ayrildi. Pazartesi Toronto ya varip motosikletini ucak kargo ile Londra ya gonderecek ve oradan doguya dogru surup Dunya turunu tamamlayacak. Yolun acik olsun ustat, spot tan ve web sitenden (blog.erdemyucel.com) seni takip edecegim, bol sans!


 

20 - BOYLE BIR SEYAHATE CIKARKEN YANINIZA NELER ALIRDINIZ?
Salı, Nisan 21, 2009, 20:26

Ozel olsun is icin olsun seyahate cikarken mutlaka kucuk de olsa bir miktar nakit para alirdim yanima. Ya donuste otoparka vermek icin ya taksiye binmek icin mutlaka duzgunce katlayip cuzdanimin derinlerine bir yere sikistirirdim biraz para. Bu kez bir kurus TL almadim yanima, dahasi cebimde dondugumde kapisini acacagim bir evim olmadigi icin anahtarim bile yok. Seyahat ne kadar uzaga olursa olsun ne kadar uzun surerse sursun o bir miktar parar ve anahtar bir nevi donus sigortasiydi benim icin. Arasira acar kontrol ederdim yerinde mi diye anahtarim ve para. Kucuk bir guven verir, nasilsa donecegim diye bir ferahlik hissetmeme sebep olurdu bunlar. Aslinda belirsiz olanlari bir nebze olsun belirli hale getirme cabasi. Ne donebilecegim kendime ait bir evim, ne otoparkta beni bekleyen bir otomobilim, ne de olmayan evime kadar goturecek taksiye verebilecek iki kurus param. Donusunu planlamadan ciktim bu seyahate. Ne zaman, nereden nasil donecegim bilmiyorum. Daha da abartayim donecek miyim onu da bilmiyorum...Isin en guzel kismi ise bunun boyle olmasini benim istemis olmam!

Yillardir benimle olan, yanimda olan pek cok seyi Istanbul la biraktim. Dostlarim, arkadaslarim, yillardir alisveris yaptigim market, sevdigim restaurantlar, café ler, bildigim ve kendimi iyi hissettigim sokaklar, kitaplarim, muzik CD lerim, ufak tefek esylarim, en sevdigim gomlegim, ayakkabilarim, gittigim yerlerden alip getirdigim sevdigim kucuk hatiralar...hicbiri yanimda degil.

Sahi siz, yaklasik 12 ay surmesini planladiginiz bir seyahate cikarken yaniniza neler alirdiniz? Kac corap, kac ic camasiri, kac pantolon, alisik oldugunuz temizlik malzemelerinden ne kadar yaniniza alirdiniz? Bir haftalik mi, 3 aylik mi? Soguk havalarda giymek icin kalin birseyler mi yoksa denize girmek icin bir sort ve sandalet mi? Ihtiyaciniz olan, kullanacaginiz esyalari mi yoksa kendinizi iyi hissettirecek sevdiginiz seyleri mi, hangilerini alirdiniz?
Motosiklet kiyafetleri, bilgisayar, fotograf makinesi, uyku tulumu, gezi rehberleri, biraz kiyafet, biraz ondan biraz bundan...ustunuze giyebildikleriniz ve motosikletin tasiyabilecegi iki yan cantaya sigacak kadar esya...hepsi bu!
Kullanmasam da biriktirdigim ve evimde yakinimda bulundurdugum ivir zivir esya ne kadar guvende hisettiriyormus bana kendimi.

 

26 DOMUZ GRIBI
Pazartesi, Nisan 27, 2009, 06:07

Seyahat ederken farkliliklari gormeye ve hissetmeye bayiliyorum. Ne gibi mi? Turkiye de sokaklarda kedi kopek goruyorsunuz bolca, Tayland da maymun, Hindistan da inek, Amerika da sincap... sokaklarda kendi kendi konusan insan cok bir de (herhalde burada insanlarin kendi kendilerine sohbet etmeleri yadirganacak bir durum degil, kimse ilgilenmiyor cunku bu kisilerle benden baska).

Mesela burada otobuste silah tasimak yasak, ne ilginc degil mi? 6. maddeye dikkat...



Kamp alanlarinda kamp ucretini tahsil etmek icin gorevli kimse yok, guven var sadece. Zarf, kalem, gerekli talimat ve zarfi atacaginiz bir kutu hepsi bu, gerisi size kalmis...



Bir de domuz gribi cikti, Amerika - Meksika sinir kapilari kontrol altindaymis...haydi bakalim hayirlisi.

Kacirdiklarim: Aydan-Koray in ikinci cocuklari Asya nin dogumu.

Dinlediklerim: Mercan Dede 800 albumu Tutsak.

Pazar, Mayıs 3, 2009, 05:11

"Yolun ucunun nereye varacagini dusunmek beyhude bir cabadan ibarettir. Sen sadece atacagin ilk adimi dusunmekle yukumlusun. Gerisi zaten kendiliginden gelir." Elif Safak, Ask adli kitabindan.

ABD NIN EN BUYUK IKI SEHRI

Pazar, Mayıs 10, 2009, 04:09

Wikitravel a gore ABD nin New York dan sonra gelen ikinci buyuk sehri Chicago. Dunya Saglik Orgutu ne gore de Amerika icinde kesin teshisi yapilmis 2254 domuz gribi vakasinin 421 i Illinois (en buyuk sehri Chicago), 190 i New York ve 317 si Wisconsin (baskenti Madison) de. Benim bugunlerde dolastigim yerler de zaten bunlar. Mariposa yi Madison da birakip 2 gece Chicago da kaldiktan sonra bugun New York a geldim ucak ile. Sali gunune kadar New York u biraz yasayip Madison a geri donecegim. Orada da daha fazla beklemenin bir anlami yok... oldu olacak su gribin anavatani Meksika ya da gireyim artik daha fazla geciktirmeden.



Chicago Millenium Park

Amerika nin her eyaletinin kucuk kucuk farkliliklari var kendine gore. Bir ara anlatirim farkettigim farkliliklari. Los Angeles, Madison ve New York farkli zaman dilimlerinde zaten, aralarinda birer saat fark var.



Chicago

New York. Hot Dog cilar Shish kebap da satmaya baslamis



Broadway, New York

NEW YORK

Salı, Mayıs 12, 2009, 04:21

Cok buyukmus New York, 3 gun de sadece Manhattan i biraz gorebildim. Iyi ki motosikletle gelmemisim. Klasik turistik yerleri gezip sehrin gunluk kalabaligina karistim. Sehirde yasayanlarin sabah kahvaltilari icin tercih ettigi Absolute Bagel de kahvalti, Central Park da uzun bir sabah yuruyusu, Grand Central Station da aksam yemegi, bol bol Starbucks molalari, Wall Street, Ozgurluk Aniti, gocmenlerin ilk islemlerinin yapildigi tarihi Ellias adasi, Times Meydani, Brooklyn e kisa bir gecis, Broadway, Ground Zero (Dunya Ticaret Merkezi nin enkazina boyle demisler) bunlardan birkaci.

Amerika da Ispanyolca nin bu kadar yaygin kullanildigini bilmezdim, bir de kuru temizlemenin organik olabilecegini



Organik gida maddeleri oldukca popular hadi bunu anladim ama kuru temizlemesini hic gormemistim


Kaldigim Hostel in Lobby sinde.

MISSISSIPPI KIYISINDA KAMP

Cumartesi, Mayıs 16, 2009, 04:52

Bir hafta en fazla on gun kalip biraz hasret gidermek icin geldim ablam Esra ya ama tam bir ay kalmisim! O kadar iyi misafir ettiler ki beni Efe ile birlikte bir turlu yola cikamadim.



14 Mayis Persembe aksam uzeri 17 gibi ciktim Madison dan. GPS in gosterdigi yoldan bati ve guney yonunde ilerlerken geceyi gecirebilecegim bir yerler aramaya basladim. Yolumdan 10 mil kadar sapan bir yerde bir kamp alani buldum GPS ten, ama her adrese guvenmemek lazim demek ki haritada gosterilen yerde kamp alani falan yoktu. Bir 20 mil kadar daha iceride baska bir yer daha gosterdi, yeri guzel gorunuyordu Mississippi nehrinin dogu kiyisinda. Guzel koylerin arasindan gecerek kamp alanina vardim. Bu sefer gercekten guzel bir kamp alani buldum karsimda...Nehirden gecen gemilerin sesleriyle guzel bir uyku cektikten sonra sabaha karsi baslayan yagmurun cadirin bezine vurmasiyla cikan sesle uyandim. Cadirda yagmurun dinmesini beklemek Fatih Sultan Mehmet koprusunde trafikte beklemekten cok daha keyifli...

Tum gun boyunca yolda yagmur yagmadi ama yolun zemini hic kurumadi



Buranin sehirlerini filmlerden gordugum icin, mesela New York u hic yadirgamadim ama koylerini, daha dogrusu kucuk yerlesim yerlerini ve buralarda yasayan insanlari gormek iki satir sohbet etmek farkli bir deneyim. Anadolu yu gezerken bir koy kahvesine gidersiniz selam verip oturursunuz ve hemen sohbet baslar, nereden geliyorsunuz nereye gidiyorsunuz motosiklet ne kadar hiz yapiyor, fiyati ne kadar...Burada koy kahvesi yok ama pub ve barlar var. Buralar gunduzleri eglenmekten cok sosyallesme, ogle saatlerinde birseyler atistirma biraz yorgunluk atip mola verme yerleri. Ozellikle akaryakit istasyonlarinin yanlarinda oluyor cogu. Yine selam verip oturuyorsunuz. 'Selaminaleykum'; yerine 'hi' diyorsunuz, biraz inceliyorlar hemen sonra hemen laf atiyorlar, 'islandin mi?', 'yoksa disarida yagmur mu var!'... sonra sohbet basliyor sorular geliyor, nerden geliyorsun nereye gidiyorsun...vb. buradakiler motosikletle ilgilenmiyorlar, cogu Turkiye nin nerede oldugunu anlamaya calisiyor. Elleri sertlesmis, kiyafetleri toprakli ayaklari camurlu, bir fark Turkiye de luks arac sinifina giren cift kabinli buyuk motor hacimli kamyonetleri kullaniyor buranin koyluleri. Evleri ve ozellikle bahceleri cok bakimli (genel olarak). Ornek olarak asagidaki fotograf bir ciftlik evinin bahcesinden



Yagmur yagdigi icin bu aksam Iowa da Leon diye bir yerde bir motelde kaliyorum. Kurumak, sicak bir dus, internet fena gelmedi...Pazartesi aksam uzeri Dallas, Texas a varmayi ve Evren Dincsoy ile gorusmeyi planliyorum.

AMERIKA DAKI SON GUNLERIM

Cumartesi, Mayıs 23, 2009, 05:13



3 gunde yaklasik 750 millik bir yolculuktan sonra, Kansas in at ciflikleri ve petrol tarlalari arasindan keyifli suruslerle 18 Mayis 2009 Pazartesi aksam uzeri Dallas,Texas a vardim.



Kansas da kucuk petrol kuyulari ve petrol tarlalari

Daha dogrusu Forth Worth da Evren in evine! Bulusup tanisali henuz 2 saat olmadan birbirimizi tanimaya, guzel sohbetlere baslamis ve kendimizi lezzetli bir kebap esliginde guzel bir Turk restaurantinda raki icerken bulmustuk.



Butun hesaplari odemeseydi belki bir kac gun daha misafiri olmak isterdim Evren in ama ertesi gun ogle yemegi ardindan 19 Mayis Genclik Bayramini kutlayip Austin e dogru yola ciktim. Austin Texas eyaletinin baskenti ve Texas da ABD nin ekonomisinin bel kemiklerinden.



Bayraminiz kutlu olsun

Guneye indikce hava isinmaya basladi ancak bu seferde Texas da ogle saatlerinde trafikte terlemeye basladim; soguk ve yagmurdan cok daha iyi.

Austin I sevdim. Evren in onerdigi birkac yeri de gordukten sonra 3 gun kalmayi planlarken burada kalisimi 5 gune cikardim. Mariposa nin arka lastigi buraya kadar ancak gelebildi, 5000 mli de arka lastigi yenilek durumunda kaldim. Amerikalilar para konusunda cok hassaslar, lastik ucretinin yaninda sokma takma ucretini de kurusu kurusuna aldilar.

Colorada nehrinin kiyisinda temiz, huzurlu ve sakin bir hostelde kaliyorum. Buyukcene bi ev gibi dusunebilirsiniz, sabah kahvalti ve aksam sohbetleri cok keyifli. Tahminimce 35 kisi kadariz. Isteyen mutfakta yemegini pisirip yiyiyor, isteyen bahcede ickisini iciyor...internet, piyano, gitar, camasir makinasi, otopark... akliniza gelebilecek hersey var; cim bicme makinasi dahil!



Dun aksam 2 Avustralya li, 1 Hollanda li, 1 Kore li ve 1 Turk yemekten sonra disari cikti, tam fikra gibi. 6. Caddedeki bar ve kuluplerde biraz dolastiktan sonra ilk once iki Avustralya li sarhos olup kayboldu, sonra Hollanda li baska bir Hollanda liyla sohbete dalip ayrildi, sona kalan Koreli ile Turk de en son girdikleri yerde farkli guruplara katilip dagildilar. Gecenin ilerleyen saatlerinde Hostel e taksi ile donmek biraz pahaliya patlasa da motosikletle gitmemek dogru bir kararmis.



Austin de turistlerin yaptigi seylerden biri de gun batiminda Cangress caddesindeki kopru uzerine gidip, aksam yemegi icin sehir turu atmaya hazirlanan yarasalari izlemek.

Hersey yolunda giderse onumuzdeki haftanin basinda Meksika ya girmis olurum, Amerikadaki son gunlerimde kucuk bir kac gozlemimi paylasmak istedim. Dedigim gibi sadece sahsi gozlemlerimdir.

Mesrubat tarzi icecekleri cok bol buzlu iciyorlar,
Cimenleri bicmeye fena halde takmislar,
Buyuk seviyorlar; arabalari, evleri, bahceleri, fincanlari…
Surekli birsey yiyip iciyorlar; yolda, arabada, metroda surekli yiyip iciyorlar,
Evlerini ve arabalarini seviyorlar,
Ulkelerini seviyorlar mi bilmiyorum ama hemen hemen her yerde bayraklari var,
Texas lilar Texas li olmakla gurur duyuyor olmalilar ki Texas in sembolu yildiz her yerde,
Texas da bazi yollarda gunduz ve gece gecerli hiz limitleri farkli,
Motor hacimleri ve boyutlari buyuk otomobil seviyorlar, ozellikle cift kabinli kamyonetlere bayiliyorlar,
Porsiyonlari cok buyuk, cogu zaman bitirmek neredeyse imkansiz,
Arabalarindan inmeden kahve, yemek, icki almayi, banka islemlerini yapmayi tercih ediyorlar,
Buyuk sehirler disindaki yerlerde cokca eski otomobil var ve hala iyi durumda kullanilmaya devam ediliyor,
Satisi gercekten cok iyi biliyorlar, tuccar bir millet,
Ozellikle Texas da cok fazla kilise var, bazilari yan yana. Bazi kiliselerin bahcelerinde cocuk parklari var,
Cokca fazla kilolu insan var,
Yasli insanlar bile (neredeyse yuruyemecek kadar yasli olanlardan bahsediyorum) calisiyor,
Dovme cok seviyorlar,
Spor yapmayi ozellikle doga sporlarini seviyorlar,
Sicak kanlilar, selamlasmadan bazen hal hatir sormadan gecmiyorlar,
Buyuk sehirler haricinde hic kimsenin acelesi yok, telas icerisinde kimse yok,
Hiz limitleri haric trafik kurallarina harfi harfine uyuyorlar,
Hiz radar algilayicilari dukkanlarda resmi olarak satiliyor,
Kucuk yerlerde kisa alis verisler icin durduklarinda araclarinin kapilarini gercekten kilitlemiyorlar, hatta bazilari motoru ve klimayi bile acik birakiyor,
Karavan (RV : Recreational Vehicle) cok,
Genelde tek katli yada en fazla iki katli evlerde yasiyorlar...



Bu arada sayfanin sag altina dogru linklerin en alt satirinda GPS Izleri (Google Earth) diye yeni bir link daha ekledik Emre ustadin yardimiyla. Yuklenen ilk dosya deneme amaciyla biraz parcali ancak bundan sonra Google Earth uzerinden yolculugumu izleyebilirsiniz. Gerekli aciklamaya linke tiklayinca ulasabilirsiniz.

56 SONUNDA MEKSIKA DAYIM!
Çarşamba, Mayıs 27, 2009, 20:35

Yenilik ve degisikliklere acik olunca cok guzel seyler yasiyor insan. Yeni insanlarla tanisiyor, farkli ortamlara giriyor, insanlarla yasam deneyimlerini paylasiyor, ogreniyor... Gittiginiz yeni bir yerde daha once hic bilmediginiz seyler yiyip iciyor, fotograflar cekip evinize goturmek istiyorsunuz. Hatta sizin icin hazirlanmis hediyelik esyalardan satinalip ozenle evinize tasiyorsunuz, sevdiklerinize hediye ediyorsunuz... Bunlarin arasinda benim icin en unutulmaz ve degerli olan tanistigim insanlar ve yasadiklarim oluyor.


Jordi ve George ile Austin deki son gecemiz.

Austin den sonra San Antonio uzerinden Texas in sinir sehri Laredo daya vardim aksam saatlerinde. Yol kenarindaki isikli tabelada 93 derece Fahrenheit (yaklasik 34 derece santigrat) gosteriyordu, ogle saatlerinde 100 dereceyi ( 38 derece santigrat) yi gectigini soyluyorlardi. Laredo da biraz dolandiktan sonra kamp yapmak icin Lake Casa Blanca State Park a girdim. Cadirimi kuracagim yeri buldugumda siddetli bir ruzgar ile birlikte gok gurlemeye basladi. Boye bir ruzgar ve arkasindan gelecek yagmurda cadir kurmak cok mantikli gelmedigi icin bir uzeri kapali piknik masasinin uzerine mat ve uyku tulumumu yerlerstirerek uyumaya karar verdim. Gok gurultusu, metal catiya vuran yagmur damlalarinin davul gibi sesi ve ruzgar cok uyutmadi. Amerika da gecirdigim gunleri ve yasadiklarimi gozden gecirdim:
55 gun, California, Nevada, Utah, Colorado, Nebraska, Iowa, Wisconsin, Illinois, New York, Missouri, Kansas, Oklahoma, Texas. Motosikletle yaklasik 5500mil ve otobus+ucak ile Chicago ve New York seyahatim, 1650 civarinda fotograf... Bunlarin buyuk bir kismini buyuk ihtimalle kisa bir sure sonra unutacagim ama yasadiklarimi ve insanlari unutacagimi sanmiyorum. Los Angeles da Erdem, Bintug esleri ve arkadaslari, LA deki ilk saatlerimde bana peynir ve kraker ikram eden Elif. Erdem ve Bintug ile yolculugumuz ve kamplarimiz, Iowa Pazar gunu ogleden sonra bir koydeki barda yedigimiz yemek ve insanlar. Madison daki sakin hayat, ablam Esra ve oglu Efe ile paylastiklartimiz, Esra nin arkadaslari ve ozellikle ismini hatirlamadigim Yeni Zelanda li ile seyahat sohbetlerimiz. Chicago da Starbucks da sabah kahvesi icerken tanistigim isinden cikarilmis yeni bir is gorusmesi icin hazirlik yapan mimar adam, kaldigim hosteldeki Koreli electro gitar calan ogrencinin Erkin Koray i sormasi ve $50 a antikacidan aldigi 1976 yilinda cikardigi plagini heyacanla gostermesi, New York da Brooklyn koprusunde tanistigim kadin, Texas da Evren e misafir olmam ve kisa da sohbetlerimiz, Austin de tanistigim insanlar; astrolojiye merakli kizilderili, sokaklarda gitar calarak seyahat eden adam, cok yemek yiyen mutfakta kalan yemekleri hic kacirmayan Kansas li, odamin sifresini isteyen bol dovmeli sarhos kiz, Avustralya li Russell ve annesini kaybettikten sonra dunya seyahatine cikan George, Hollanda li Jordi... bunlardan sadece birkaci.


Mariposa Austin de 6. Cadde de


Parmak arasi terlikle girilen barlar

55. gunumde ogle saatlerinde Laredo dan Meksika ya girdim. Karayolu ile sinir gecmek hava limanlarindaki gecislerden biraz farkli, hatta bazen cok farkli. Biraz yorucu ve karisik cogu zaman. Simdiye kadar karayolundan en kolay gecisim Bodrum Turgutreis den Kos adasina ayagimizda terlikler uzerimizde sort tekne ile gecisimizdi. Terlemeden, islemler icin beklemeden ugrasmadan ! Amerika-Meksika gecisi biraz macerali oldu. Aslinda ilk gecisim cok kolay oldu. Hic kimse hic bir sey sormadi, ne bir bariyer ne bir uyari tabeleasi... $3 odeyerek bir kopruden gectim biraz daha devam ettim... gumruk ofisi icin etrafa bakinirken bir gorevli yolu isaret ederek sallanmamami isaret etti... devam ettim ve bir sure sonra fark ettim ki Meksika dayim! Aman Allahim birseyler eksik. Amerikadan cikisim, Meksika ya girisim, motosikletin islemleri... Amerikaya tekrar giris yapmak icin icin yolu buldum ama yol bu sefer oldukca kalabalik. Sabah yola cikarken yagmur yagdigi icin uzerimde yagmurluklarim vardi, yine nasil oldugunu anlamadim ama Amerika kapisina dogru sirada beklerken birden hava acti ve sicak bastirdi... iste tam bu sirada seritler uzerine cakilmis buyukce metal yarim kurelerin uzerinden gecmeye calisirken Mariposa kendini yere attiverdi, ben de uzerindeyken! Sadece kucuk bir kac cizik, sag on sinyal, sag canta demirinde biraz yamulma.
Amerika kapisindaki gorevli pasaportuma bakarken heyecanlanmaya basladim, bu isi nasil yaptin diye suratima bakarken hem sicaktan hem heyecandan tertlemeyen yerim kalmamisti. Durumu anlattim, kendi baktigi bariyeri kapatarak beni aldi ve ofise goturdu. Heyecanli bir bekleyisten sonra pasaportumda Amerika dan cikis damgasi ayni koprunun Meksika tarafindaydim. Israrla yola devam etmemi soyleyen Ingilizce bilmeyen gorevliye Meksika ya giris islemleri yaptirmam gerektigini anlatmam kolay olmadi. Ispanyol ca hocam Elcin, kulaklarin cinlasin, keske biraz daha ciddiye alsaydim su Ispanyolca isini. Pasaport ve motosiklet icin gecici ithalat belgeleri islemleri tamamladigimda susuzluktan kurumak uzereydim. Su=Agua.
Belgelerim bel cantamda karsima cikacak kontrol noktasini kollayarak Monterrey istikametine dogru surmeye basladim. Meksika nin icine, Guney e dogru sanirim yaklasik 200km kadar geldim. Yani ciddi ciddi Meksika dayim ama hala kimse ne pasaportumu ne motosikletin belgelerini sormadi.

Acaba Meksika vizesini bosuna mi aldim?



Kalacagim hosteli ararken Monterrey icinde biraz dolasmak zorunda kaldim, GPS imde detayli Meksika haritasi ne yazik ki yok! Buyuk, kalabalik, sicak, biraz gurultulu ve tozlu bir sehir. Iki ay kadar sakin, kuralli, duzenli, tozsuz ve sessiz Amerika dan sonra tekrar canli ve hareketli bir ulkede olmak iyi geldi.

Domuz gribinden korunmak icin maskeleri de mi bosuna aldim acaba?

60 BUGUN BIRAZ BATIYA SURDUM
Pazar, Mayıs 31, 2009, 04:19

Monterrey Meksika nin 3. Buyuk sehriymis. Gelismis sanayisi, universitesi ve yuksek egitimli kulturlu insanlariyla biliniyormus Meksika icerisinde. Sehir merkezindeki Fundidora Parki eskiden celik uretilen bir uretim sahasiymis simdi acik hava muzesine cevrilen fabrika sahasi ve Santa Lucia denen yapay bir gol ile sehire serinlik katiyor.



Barrio Antiguo da eski yapilari korunmus cogu bar yada club olarak kullanilan bir bolge daha dogrusu mahalle. Gunduz boyle sakin durduguna bakmayin aksam 11 den sonra neredeyse adim atacak yer kalmiyor. Saymadim ama tahminimce 50 nin uzerinde mekan var bu mahallede hepsi kendine ozgu farkli tarzlarda. Beyoglu nda gec saate kadar kaldiysaniz, ayrilmadan ya Sampiyon dan bir kokorec, ya Nizam da bir corba pide, yada Kizilkayalar da iki islak hamburger yipip eve donersiniz ya burada da sokak arabalarinda yapilan Hot Dog lardan yemeden donulmuyor.



Bugun oglen saatlerinde Monterrey den ayrilip batiya dogru Torreon a kadar geldim. Yarin Pasifik okyanusuna tekrar kavusmayi, Durango uzerinden Mazatlan a kadar gitmeyi arzu ediyorum. Meksika lilara bayildim bu arada, cok sicak kanli ve sempatikler.



Torreon da resepsiyonunda bu guzel kizlarin oldugu oteli ararken sehir meydaninda sokakta insanlar dans ediyordu.



Bir de tekrar metrik sisteme gecmek, km ve lt ile dusunmek mutluluk verici!

Kacirdiklarim: Ebru ile Selim in nikahi

61 MEKSIKA NIN PASIFIK KIYISI, MAZATLAN
Salı, Haziran 2, 2009, 00:54



Cok degil daha bir kac gun once maillestik bir tanidigimla. Yurtdisina ciktiginda yiyecek bir seyler bulmakta zorlandigini neredeyse ac kaldigini yazdi. Benimse neredeyse en cok sevdigim sey yeni bir yere gittigimde oranin yemeklerini iceceklerini tatmak farkliliklarini denemek. Acili ve cok baharatli olmadigi surece (o da sagligima dokundugu icin) hemen hemen herseyi denemeye bayiliyorum. Daha bu sabah kahvalti icin gittigim yerde servis yapan genc, kek cesitlerini saydi. Yari Ispanyolca yari Ingilizce anlasmaya calistik...cikolatali, findikli (macademia) ve bir kac cesit daha... sonra, daha once hic duymadigim bir sey soyledi, hala ne oldugunu bilmiyorum ama vanilya ile hindistan cevizi arasinda bir tadi vardi...ben ondan istedim...bilmedigim bir tadi daha denemek icin. Gezi rehberlerinde de hep ballandira ballandira anlatirlar yoresel tatlari sonra 'sindirim sisteminiz alisik olmadigi icin vucudunuz farkli tepkiler verebilir dikkatli olun' diye bitirirler. Asagidaki fotograftaki meyveciden bir seyler yedim biraz once, uzerine sadece lime sikmasini istedim. Birsey soylemezseniz guzelce dilimlenmis meyvelerin uzerine tuz, toz kirmzi bibere benzeyen birseyler ve siselerin icindeki aci sostan da koyuyorlar!



Cilantro diye bir ot var burada, maydonoz gibi gorunuyor, Esra nin deyisi ile ezilmis orumcek kokusu tadinda. Guzelim ahtopot salatasi icine de koyuyorlar. Bir bu ota bir de acilarina alisamadim Meksika nin, geriye kalan hersey simdilik enfes. Ben de Meksikali lar gibi herseye kucuk yesil lime lardan sikmaya basladim!

Bir de dun Durango ile Mazatlan arasinda yaklasik 2000m yuksekteki daglarin neredeyse zirvelerinde, bol virajli yollarda abartmiyorum hayatimin en keyifli suruslerinden birini yaptim. Saatlerce yaklasik 150km surekli viraj... gunesli, acik fakat serin bir hava...


Sokak duvarlarindaki resimlerden

73 DOKULEN SUTUN DAVASI OLMAZ...
Pazar, Haziran 14, 2009, 22:44

4 Haziran 2009 Persembe sabahi Puerto Vallarta dan Guadalajara ya varmak icin yola ciktim. 160 km sonra (GPS im su anda yanimda olmadigi icin zamani ve mesafeleri yaklasik olarak tahmini degerlerle veriyorum.) Nayarit eyaletinin Compostela isimli guzel bir sehrinde asagida isaretli yerde bir kamyonete carptim!



Kirmizi ok benim surus yonum. Koordinatlar Yucel icindir...

Polis raporu henuz elimde yok ama suclu oldugumu biliyorum. Dur (Alto) isaretinde durmadan yola devam eden, daha dogrusu devam etmek isteyen bendim cunku. Dur levhasini gormemistim. Kazadan bir kac gun sonra taksi ile Compostela ya giderken baktim, o noktada durmam gerekiyordu. Aklimda binbir tilki dolasiyordu o gun. Sabah alip okudugum bir kac mail, alti gun sonra Istanbul Is Mahkemelerinde gorulecek ilk davam, sicak, Guadalajara icin hangi yolu tercih edecegim (ucretli yollar daha guvenli ve kisa suren yollar oluyor ancak yoldan baska hic bir sey gorme sansiniz olmuyor, ucretsiz yollari tercih ettiginizde ise biraz daha halka karisabiliyor, daha gercekci ve guzel seylerle karsilasiyorsunuz)... Tam olarak hatirlamiyorum ama buyuk ihtimalle bir gozum yine GPS teydi... Tali bir yolda oldugumu ve ana yola katilmak uzere oldugumu fark etmedigim icin karsi istikametten gelen araci gordum ancak onemsemedim. Onemseyecek ne var ki ben onu gordum, buyuk ihtimalle o da beni gordu, herkes olmasi gerektigi yerde dogru seridinde, birazdan sol tarafimdan gecip gidecek; daha once belki milyonlarca aracin gelip gectigi gibi. Ilerledigim yone gore sagimda kalan yolu hala fark etmedigim icin gelen aracin benim solumdan gececeginden o kadar eminim ki carpisma anina 2000 mili saniye (2 saniyenin esdegeri olarak) kala birseylerin ters gittigini fark ettigimde hala yolun sag tarafina yaklasmaya calisiyordum. Karsidan gelen aracin surucusunun biraz dalginlikla kendi seridinden benim seridime gecmis olabilecegini dusunmustum. Sagimdaki yolu son anda bile olsa fark etmis olsam belki kendi seridimin soluna dogru yaklasacak, diger seride gecip carpismadan devam edebilecektim. Durumu tam olarak fark ettigimde artik yapilabilecek hic bir sey kalmamisti. Ne fren yapmak, ne motosikleti yan yatirmak ne uzerinden atlamak... hic bir sey yoktu yapilabilecek. Bu 2000 mili saniyenin her anini sanki agir cekimde film izler gibi izledim. Yavas yavas yaklastim, aracin icerisinde sag tarafta onde oturan orta yaslardaki kadin bana bakiyordu. Biraz daha yaklastim. Kadin sanki hic birsey olmayacakmis gibi sakin bakiyordu. Ben de bir seyler olabilecegine hala inanamiyor carpismak uzere oldugumuzu kabul etmek istemiyordum. Daha da yaklastim. Sag gidonun ucundaki denge demiri, ayna ve Amerika dan Meksika ya girerken dustugumde kirilan, bantla sikica yapistirdigim sag on sinyal ilk darbeyi alan yer oldu. Darbenin etkisi ile gidon saga dogru donerken sag basamak ve dogal olarak basamagin uzerindeki ayagim kamyonete temas etti. Carpisma anindaki hizimin 70km/s civarinda oldugunu tahmin ediyorum karsidan gelen arac da 50km/s ile geliyor olmus olsa yaklasik 120km/s lik bir hizla carpismanin oldugunu varsayabiliriz. Sag taraftaki yan cantanin da bacagimla ayni anda carptigini tahmin ediyorum. Canta belki bacagimin maruz kaldigi sikismayi biraz olsun azaltmisti tampon gorevi gorerek. Canta parcalandi ve icindekiler etrafa dagildi, sag basamak saseye baglandigi yerden kirildi, on suspansiyonu gidonun altindan saseye baglayan demir kirildi. Ben sol tarafa dogru motosikletin uzerinden ucarken motosiklet de hemen arkamdan sola dogru devrilip biraz suruklendikten sonra durdu. Ayaga kalkmadan once cok kisa kendime baktim. Yasiyordum. Kollarimi ve bacaklarimi hareket ettirebiliyordum. Basimda ve boynumda rahatsiz edici birsey hissetmiyordum. Dogrulup kaskimi cikartmaya calisirken carptigim aracin surucusu yanima gelmisti. Adam cok sakindi, bir seyler soyluyordu ama ne isitiyor ne de anliyordum. Kaskimi, gunes gozlugumu ve kulak tipalarimi cikarirken etrafa dagilan esyalarima ve Mariposa nin parcalarina baktim. Hersey darmadagin olmustu. Kaza yaptigima inanamiyor inanmak istemiyor, boyle bir hata yaptigimi kabul etmek istemiyordum. Adam bana Ispanyolca birseyler sormaya calisirken ben bagirip cagirmaya basladim. Ayaga kalkip dagilmis esyalarimi toplamaya calisirken sag bacagimda bir sicaklik ve sikisma hissetmeye basladim. Esyalardan vazgecip motosikleti kaldirmaya calistigimda sag bacagima birseyler oldugunu anladim ve herseyi birakip asfaltin ortasina oturdum. Kendi kendime hala bagirip duruyordum; Turkce olarak tabi ki. Sirtimdaki Camelbak den biraz su cektim agzima. Birazini ictim birazi ile yuzumu yikadim. Pasaport, para, telefon, icerisine cok seyimi not ettigim cep ajandam vb. esyamin bulundugu bel cantam belimde degildi. Etrafa bakinip nerede oldugunu buldum ve isaret ederek getirmelerini istedim. Carpisma sirasinda dikisleri acilmis ve bel bagi kopmustu. Bu arada cevreden birileri geldi, etrafa sacilan esyalarimi, ucusan kagitlari toplayip yanima getirdiler, motosikleti kaldirdilar. Yerinden cikan GPS i montumun cebine koydum. Saglam kalan sol canta icerisinden ilk yardim cantami cikardim. Sag botumun tabani carpisma sirasinda cikmis sadece burnundan bir yerden tutuyordu. Pandolonumun sag bacagi dize kadar yirtilmis, diz korumasi aciga cikmisti. Sisen bacagimi ve ayagimi botun icerisinden zorlukla cikarabildim. Bu arada Federal Polis geldi. Nasil bu kadar cabuk gelebildiklerine hala sasiriyorum. Bir polis memuru aractan iner inmez fotograf cekmeye basladi digeri de bana biraz yaklasarak ambulans cagiracaklarini sakin olmami soyledi Ingilizce olarak. Hala kabul edemiyordum. Allahim bu bir ruya olmaliydi birazdan uyanacaktim, terlerimi elimle alnimdan silecek ve basimi yumusak yastiga koyup uyumaya devam edecektim. Sabah da yolculuguma kaldigim yerden devam edecektim. Gozlerimi kapatip tekrar actim. Yatagimda degildim, gercekten kaza yapmistim. Kendi kendime bacagima birseyler yapmaya calisirken polis memuru uzaktan beni izledi, yaklasmadi ve dokunmadi. Sogutucu spreyi cikarip sisen ayak parmaklarima ve dizimle ayak bilegim arasindaki sisen bolgeye sikmaya basladim. Kirik ihtimaline karsi diz altinda kalan bolgeyi sargi bezleri ile sabitlemeyi dusundum ancak herhangi bir agri yada aci hissetmedigim icin vazgectim. Koruyucu kiyafetlerim ve ozellikle botlarim sayesinde derimde hic bir yerde herhengi bir yaralanma gorunmuyordu. Sadece botun icerisine kalan yerde 2cm kadar bir bolgede deride biraz zedelenme vardi o kadar.

Bu olaylar sirasinda zamani algilayisim degismisti gerci ama yine tahmin ediyorum en fazla 10 dakika icinde ambulans geldi. Ilk yardim ekibi ile Ingilizce Ispanyolca arasinda bir dilde bir seyler konustuk, guler yuzlu olan ilk yardfimci plastik eldivenlerini giydi, gozlerimi kontrol etti. Ilk yardim derslerinde gordugum, icerisine hava uflenerek sisirilmek suretiyle bacagin hareket etmesini engelleyen torba seklindeki sabitleyici ile bacagimi sabitleyip beni sedyeye aldilar. Bu arada polis yanima almak istedigim degerli seyleri almami soyledi. Hangisi degersiz ve onemsizdi ki... yanimda tasidigim bir vida bir kablo parcasi bile cok onemli ve oneminden dolayi degerliydi bu seyahatte benim icin. Bel cantami, icerisinde bilgisayarimin da oldugu parcalanmayan yan cantayi ve kiyafetlerimin bulundugu cantayi isaret ettim. Beni ambulansa yuklemeye calisirlarken polis memuru gosterdigim esyalari tasiyordu. Icerisinde fotograf makinemin bulundugu, Erdem Los Angeles den yola cikmadan once hediye ettigi tank ustu cantayi da isteyince polis gulmeye basladi ve tum esyalarimi toplayip guvenli bir yerde saklayacaklarini soyledi.

Sansliydim, guzel bir yerde yapmistim kazayi, hastane cok yakindi. En fazla 7 dakika icinde bir hastanenin rontgen odasindaydim. Beni klimali rontgen odasinin buz gibi masasina yatirdiklarinda yavas yavas gercegi kabullenmeye baslamistim. Hatta sevinmeye bile basladim. Hayattaydim. Sag bacagimdan baska bir hasar yoktu. Cok daha kotu seyler olabilirdi. Sansliydim. Acaba sabah Puerto Vallarta dan yola cikarken, soyunup tekrar giyinmeyi gozumde o kadar buyutmeseydim de Starbucks da guzel bir espresso icseydim butun bunlar yine olacak miydi? Ya da yakit almak icin durdugum Pemex istasyonunda o dondurmayi yemeseydim? Trafik isiginda sariyi gorunce gecmeyip dursaydim...Allahim! Neden? Fazla degil sadece 3 saniye daha erken yada daha gec kaza yerinde, o noktada olmami saglayacak kucuk kucucuk minicik birsey yapsaydim ya da yapmasaydim da bu kaza olmasaydi ne olurdu sanki ¿!•$%•&/?? Yok yok ucuz atlatmistim, belki burada bu kazayi yapmasam biraz daha ileride daha buyuk bir kaza yapacaktim, belki cok daha sonra cok daha kotu seyler gelecekti basima. Sukurler olsun ucuz atlatmistim.

Simdi Londra da yasayan, film ve muzikten cok iyi anlayan dostum Metin in yillar once bana onerdigi bir film var Kos Lola Kos adinda. Yanlis hatirlamiyorsam Alman bir yonetmenin filmiydi. Filmde ayni senaryo uc defa isleniyor. Ancak olaylar dizini, bolumlerin her birinde Lola nin kosmaya basladigi noktada olan seyler sebebi ile cok kucuk zaman farkliliklari ile basliyor. Bir bolumde Lola 13:17 de kosmaya basliyorsa digerinde 13:20 de, sonuncusunda ise 13:14 de basliyor kosmaya ve cok farkli surecler yasaniyor ve bolumlerin sonunda bambaska sonuclara variliyor. Belki bu kazayi burada bu sekilde yapmamis olsam daha sonra cok farkli seyler olacakti, kim bilebilir ki!

1 Haziran 2009 Pazartesi Mazatlán dan yola ciktigim gunun aksaminda Puerto Vallarta ya vardigimda sadece klimali oldugundan emin oldugum icin Burger King de bir seyler yemek icin durmustum. Terimi kurutup karnimi doyurduktan sonra kalacak bir yer bulmak uzere marsa bastigimda Mariposa calismamisti. Otoparktaki gorevlilerin yardimiyla iterek calistirmistim, daha sonra sehir merkezinde de defalarca yoldaki insanlardan yardim isteyerek itip calistirmak zorunda kalmistim. Bir sonraki gun yine buyuk zahmetlerle ve terleyerek akuyu kontrol ettirmek icin deniz motoru ve jet ski lere bakim yapan bir yere gitmis, akunun bakimini yaptirmistim (bakimsiz akuleri kullanmaya alismisiz yillardir Turkiye de, su seviyesi ve asit orani kontrol edilmesi gereken akuleri unutmusuz. Amerika da satilan motosikletlerde hala bakim gerektiren akuler var yani). Servisteki adam akunun cok saglikli olmayacagini yenisi ile degistirmemi onermisti. Guadalajara dan bakim gerektirmeyen yeni bi aku almaya karar vermistim... Acaba bu da bir isaret miydi? Neyse daha fazla uzatmayayim. Dokulen sutun davasi olmaz, benim sut de dokuldu iste :)

Compostela daki hastanede ilk mudahele yapildi. Rontgen filmleri cekildi, bacagima gecisi bir alci yapildi, sogumaya ve agrimaya baslayan bacagim icin agri kesici igneler yapildi vb. Buradaki pratisyen hekim yaklasik 50km uzakliktaki, ortopedi uzmaninin bulundugu, Nayarit in baskenti Tepic deki hastaneye sevk etti beni. Buradan sonrasini cok uzatmayayim bir ara bilahare anlatirim merak edenler icin ancak kisaca olaylar soyle gelisti : Sag ayagimin yerinden cikan bas ve onun hemen sagindaki en uzun parmagi uyusturucu ignelere ragmen hastanenin acil bolumunun duvarlarini catlatan cigliklarim esliginde Doktor Sanchez tarafindan yerlerine oturtuldu, carpisma sirasinda ezilen bacagim gunde 3 kez kontrol edildi. Damar yolu ile verilen ilaclarin da yardimi ile sisen bacagim normal kalinligina yakin bir boyuta indirildi. Cekilen rontgenlerde yine sag bacagimda dizimle ayak bilegim arasinda kalan arka taraftaki (ondeki kalin olan degil arkada kalan ince kemik) kemigin kirildigi tespit edildi ancak bu kirikla kimse ilgilenmedi ve onemsemedi. 2 gun acil serviste 7 numarali kosede bir sedyede, 3 gun buyuk bir odada 171 numararli yatakta uzerimde kendime ait sadece alt ic camasirim ve sol corabim oldugu halde kaldim... Pazar gunu Intern Doktorlardan birinden buldugum bilgisayardan Torkan a Istanbul a bir mail gonderip yarim yamalak durumu anlattim. Operasyona alinmam durumunda en azindan birinin haberinin olmasinda fayda vardi. Ertesi gun baska bir intern doktor Turkiye den kardesin ariyor diye yanima geldiginde dogru kisiyi haberdar ettigimi teyid etmis oldum; sadece Tepic diye bir yerde bir hastanede oldugumu yazmistim ama Torkan bulmustu izimi!

Gerci hastaneden ciktiktan sonra da Tepic de biraz heyecanli anlar yasadim ama simdi onu da anlatmayacagim. Merak edenler icin daha sonra :)

Meksika daki Turk Konsoloslugunu aradim hastaneden ciktiktan sonraki gun. Sagolsunlar Gul Hanim ve Bulent Bey ilgilendiler, ozellikle Compostela daki polis merkezindeki islemler icin. Bazi onerilerde bulundular, tavsiyeler verdiler...



Su anda iyiyim, pek cok sey yolunda. 21 Kasim 2009 a kadar Meksika vizem var benim ve motosikletimin, yani acelem yok. Motosikletim yuruyecek durumda degil ama tamir edilebilir, esyalarim bir sureligine benden uzakta ama hic birini dert etmiyorum. Daha sonra ne yapacagimi da su anda dusunmuyorum, bir seye karar vermek de istemiyorum. Tek dusundugum sagligim. Doktor Sanchez sekiz hafta ustune basma dedi ama ben bir ara Doktor Deniz i arayip konusacagim o bu islerden daha iyi anlar.

Su anda ihtiyacim olan tek bir sey var. Yardimci olabilecek kimse varsa memnun olurum. Meksika da Guadalajara ya da Tepic civarinda motosikletimi ve esyalarimi alip resmi islemleri halletme konusunda bana yardimci olabilecek saglam guvenilir Ispanyolca ve Ingilizce / Turkce bilen bir kisi :)

Saludos desde Guadalajara!

Yazar : Savaş Balaban
Yazarın Diğer Yazıları

 
YükleniyorYükleniyor